Ne kadar zormuş; senin her an kalbimde, beynimin içinde olduğunu bilmeme rağmen seninle konuşamamak, sana dokunamamak, sana sarılamamak… senden ayrılmak zorunda kaldığım o 5 Ocak sabahından beri… İyi ki rüyalarım vardı bu son bir yıl içinde, benimle iletişime geçebildiğin. İkimiz de biliyorduk, rüyaların ne anlama geldiğini. Unutmadığına seviniyorum birtanem. Farkındayım, her an benim yanıbaşımdasın, aslında öyle çok uzaklara da gitmiş değilsin. Ve bana yardım etmeye, destek olmaya devam ediyorsun. Sen 19 sene önce benim hayat ışığım olmuştun ve öyle olmaya devam ediyorsun.
Sen boyut değiştirdikten sonra bu dünyada yaşamaya devam etmek zorunda kalmak ne kadar zormuş. Korkunç bir boşluk etrafımı sarmış iken, zaman tüm ağırlığı ile omuzlarıma çöküverdi. Nefes almakta zorlandığım uzun gecelerim oldu. Ama bir şekilde sen yardımcı oldun, güç verdin, bu gezegendeki zamanımı doldurmam için. En azından sana bir sene daha yaklaşmış oldum…
Aslında 2018 yılına biraz olsun umutla başlamıştık. Sen gözlerini ara sıra açabiliyordun. Beni duyduğunu biliyordum. Çok iyi hatırlıyorum; 4 Ocak günü akşamüstü başucunda seninle konuşurken, iyileştiğinde nasıl Tunalı’ya ineceğimizi, çok sevdiğin Dalyan balıkçısında yedikten sonra Cafe des Cafes’de birer kahve içeceğimizi, belki uğramadan edemediğin Mark’s & Spencer’da alışveriş edeceğimizi anlatırken; gözlerinden iki damla gözyaşı süzülüvermişti. Şimdi anlıyorum ki bunlar veda gözyaşları imiş…Yanıbaşındaki hasta bakıcı bile şaşırmıştı bu duruma. Ama ben biliyordum, senin etrafındaki herşeyin farkında olduğunu canım sevgilim, biricik eşim, Nazlıcığım. Senin çok bilmiş doktor arkadaşların inanmasa da….
Ne kadar çok şeyimiz vardı daha birlikte yapacağımız, seyredeceğimiz filmler, gideceğimiz ülkeler… Neden böyle bir yaşam planını seçtiğini anlamakta zorluk çekiyorum. Ama biliyorum ki sen herşeyin en iyisine karar verebilecek güçtesin. Seni çok özlüyorum birtanem. Sabretmekten başka çarem yok, sana tekrar kavuşmak için, biliyorum…

